Milyonlarca kelime kafamın içinde uçuşurken, oraya buraya yazamadığım, kimseye söyleyemediğim şeylerin varlığı beynime ve yüreğime fazla geliyordu ve yine aldım bu sanal günlüğü elime...

10 Nisan 2017 Pazartesi

Vay be Ben neymişim?

İki koca yıl
Sırtımda bıçakların izi 
Omzumda yorgunluk
Bir sürü hayal kırıklığı 
Karanlık, karanlık, ölüm, terk edilme, vazgeçiş


Ve küllerinden doğma hikayesi. 

Geçmişe kocaman bir sünger... 

Artık her şeyin en iyisi, en güzelini görme zamanı.

Eski bir beni geride bırakıp, yenisini selamlıyorum. 

Haydi gelin kahvaltıda buluşalım; konuşacak çok şeyimiz var.




21 Nisan 2015 Salı

Her Aşk Ölümü Tadacak...!




Ne garip bir şey bu aşk değil mi? Ne kandırıkçı, oyun bozan bir şey.. İlk geldiğinde sizi çok mutlu eden giderken yerle yeksan eden bir şey.. Tüm duyguları yaşamanızı sağlayan şey aşk! Ben pek beceremem aşık olmayı.. Neden beceremiyorum biliyor musunuz? Beceremiyorum çünkü bilmiyorum ben aşık olmayı köle oluyorum deli oluyorum divane oluyorum o duyguyu tattığım zaman... Sürükleniyorum taki o ayrılık duvarına toslayana kadar sürükleniyorum sonrası hep acı hep gözyaşı...


18 Nisan 2015 Cumartesi

Ben hep rengarenk

Merhaba benim adım Gökkuşağı... Renklerimi karakterlerimden alıyorum.. Her renk ayrı bir karakter tam içimde bir yerlerde bir gün mavi ile karşılaşırsınız bir gün kırmızı ile... Renklerimi ben kafamdaki seslerden aldım hepsi başka bir şeyler söyler durur.. Karmaşamı ben renklerimden aldım ne olacağımı hiç bilememki ben bazen mavi bazen sarı...

Merhaba benim adım Gökkuşağı!

Yağmurdan sonra çıkıp umut veren.. Her hangi bir su birinkintisinde bile görebileceğiniz bir şeyim ben.. Çıkacak bir yer illaki bulurum ama sadece görmek isteyenler görür beni.. Siz hiç yağmurlu bir günde basıp geçtiğiniz su birikintisine dikkatlice baktınız mı? Çoğu zaman oralardayım ben ama siz hiç farketmezsiniz..

Kendimi gösterdiğimde hayretle izlersiniz beni parmakla gösterirsiniz çoğu zaman ama ben yokken düşünmezsiniz bile beni..

Merhaba benim adım Gökkuşağı...
Renklerimle burada tam karşınızdayım!

16 Nisan 2015 Perşembe

Dönüş...

Gitmek mi zor ? Kalmak mı zor ?

Dönmek zor, hemde çok zor... Neresinden tutacaksın, son yazını yazmışsın 2013 yılının Ocak ayınca olmuş 2015 Nisan, ne çok şey değişmiş belki hiçbir şey değişmemiş. Devrik Türkçen dilbilgisinden nasibini almamış cümlelerin ve kafanın içinde uçuşan kelimeler...  Şunu yazayım, bunu yazayım, bu konuyu yazayım ama ben yazayım derken tekrar tekrar sarı büyük kalın kapaklı günlüğüm ile yorganın altında buluyorum kendimi. 

Bir şeyler bırakmak geride, yarın gittiğinde arkandan ruhunu anlayanlar defalarca okusun diye...

Neye kızmıştım en çok, ne üzmüştü beni, ne düşünmüştüm olan olaylar hakkında? 

İlham Peri'm dönelim demeseydi elbette bu gücü kendimde bulamazdım... 

Ahhhhh, kelimeleri yakalayıp dize getirip döküversem buraya ne çok anlayacak şey var... Sahi ne yaptılar Blogger profillerimize? Bazı şeyler olduğu gibi güzel değil mi? Kuşe kağıtta okumak ister misiniz Sefilleri, dedenizin Burak Özçivit gibi gözükmesini ister misiniz? Biz zaten yazan insanlarız bağlıyız tutkularımıza, geçmişimize, alışkanlıklarımıza... Değiştirmeyin dünyamızı kapatmayın ruhumuzu...

Ha twitter güzel, instagram güzel, tumblr güzel fakat duyguları en çıplak hali ile kelimelere dökmekten güzel değil hiçbir şey! 


Hazırsak başlayalım! 

Ben döndüm, biz döndük..... 

18 Ocak 2013 Cuma

Ada ada ada

Geniş, büyük kemik bir kültablası önümde içinde yanmış izmaritler.. Bazıları yarıya kadar içilmiş bazıları sonuna kadar tüketilmiş.. Her biri sanki bir düşüncenin bitişinin izini taşıyor bu izmaritler. Ucuca ekleyerek yaktığım sigaramın dumanı bir sis olmuş adeta odamın karanlığında.. Belli belirsiz tıkırtılar yükseliyor klavyeden sonra bir sessizlik hakim oluyor odaya ve bilgisayar ekranının ışığıdan dumanin olusturdugu sis perdesini izlemeye koyuluyorum.. Ada ada ada neden bahsedeyim ben simdi.. Manzaraya karsi ictigimiz rakilardan mi bahsedeyim? Sabahlara kadar sevismelerimizden mi? Hani bi gece donuste kafan cok guzeldi, bana bagirip cagirip  bir tokat patlatmistin sonra Bostancida ilk kez aglamistin ya.. Affetmistim ben seni sevgili her seye ragmen affetmisti. Hani tek hayalimiz adada bir evdi bizim bundan mi bahsedeyim?  Buzla doldurduğum bardağımdan bir yudum daha likör çekiyorum boğazımı yakarak geçiyor bir nefes daha sigara... Her şeyin tadının, görüntüsünün farkındayım fakat neden yazamıyor bu parmaklar neden durmuyor bu beyin....? Düşünceler havada uçuşuyor; yakalayıp dize getiremiyorum.. cümleler oluşmuyor, kelimeler yıkık...

16 Aralık 2012 Pazar

Hazal Kaya Şişmanlamış

Vay efendim gündeme bakınız.. Hazal Kaya çok kilo almış ıyyyy nasıl olur ya koskoca Hazal Kaya bebek gibi kız nasıl kilo alır böyle.. Bende Behzat Ç'nin profilini doğru düzgün insanlar oluşturuyor sanıyordum ama dün twitterdan gördüğümüz gibi pekde profil öyle değilmiş.. Ay Hazal nasıl kilo almış! Aşk-ı memnu da bir eli yağda bir eli balda iken bile böyle değildi! Ayyy İnanmıyorum tosun gibi olmuş! gibi ve daha bir çokları..
Be aklı kısa insanlar size ne yahu? Ayrıca şişmanlasa ne olacak? Belki depresyona girdi *benim gibi* belki ilaçlar şişmanlatıyor *benim gibi* belki ilaçlar yediriyor tutamıyor kız kendini... Her şey olabilir. Hem Hazal Kaya şişmanlamış ama oyunculuğundan bir şey kaybetmiş mi? Bir bakalım: Gözler önünde her şey o oyunculuğundan hiçbirşey kaybetmemiş biraz kilo alsa ne olur? Hem şişmanlar güzel olamaz mı? Kilolular oyuncu olamaz mı? Hazal Kaya etten kemikten yapılmadı mı? Tamam Tamam sakinim! Hazal Kaya'yı çok sevdiğimden değil ama son zamanlarda bende kilo problemi yaşadığım için her gören arkadaşım bununla ilgili bir yorum yaptığı için bu haberler bu twitler ve bu söylemler hayatımda bir yere dokundu anlayın işte yaram vardı gocundum! Hem o Hazal Kaya hala çok güzel çok başarılı :) Tıpkı benim gibi!!!!

14 Aralık 2012 Cuma

Bir elmyraucuc vardı ne oldu ona?

Evet ben vardım değil mi? Evet vardım vardım hala varım.. Hem düşünebiliyorum ve hala nefes alabiliyorum bu da varlığımın bir kanıtı olsa gerek :) Dur bakalım ne kadar olmuş? 2 ekimden beri bir şey yazmamışım ben buraya varlığım ile yokluğum bir olmuş.. Varlığım yokluğuma karışmış.. Çok şey oldu aslında hangi birini anlatayım bilemedim şimdi. En iyisi hiçbirşey anlatmayayım :) Geldiğimi haber vermek istedim sadece. Yoğun bir hüzün sonrası, yoğun tempolu bir iş hayatı ve yoğun terapi programı sebebi ile ayrı kaldım buralardan en çok kendimden. Evet dedim ya en çok kendimden... Kendimi dinlemiyorum sanırım 2 aydır. Yazı yazmayı bir kenara koydum, saçımı taramaya zamanım yok haaa yazı yazmaktan daha mı önemli saç taramak tabii ki hayır.. En çok kendime, duygularıma ihtiyacım var şu sıralar çünkü kendimi bu yoğunluk içinde kaybettim ve çok özlüyorum... Bugün bir köşesinden tuttum kendimi ve artık bırakmaya niyetim yok. Evet buradayım!
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...